Buraya Bakarlar

2 Kas 2010

Düz Adam vs Uyku

Saat henüz 10.30 olmasına rağmen uykusu gelmiş ve kafasında çay ve kahve içme seçeneklerini ciddi ciddi düşünür olmuştu. Çayın içimi kolaydı, hafifti. Ayrıca tercihen bisküvi bandırılabilme özelliğini de beraberinde getiriyordu. Kahve ise daha kuvvetli bir uyarandı. İnsanın adeta psikolojisini değiştiriyor, sakinleştiriyor, iyimser hallere büründürüyordu. Fakat, mideyi yorduğu ve tabiri caizse bir hallaç pamuğu gibi şeyettiği gerçeği yadsınamazdı. Hallaç pamuğu neydi ve deyim içinde nasıl kullanılıyordu. Sallanır mıydı? Hallaç pamuğu gibi salladı. Silkeledi. Yok yok, hallaç pamuğu gib attı. Attı derken? Hallaç pamuğu da "çantada keklik mi sandın" deyimi gibi nereden türediği belli olmayan bir deyim değil miydi? Peki bilmediğimiz deyimleri bu kadar sık ve olur olmaz kullanma ısrarı nereden geliyordu?

Bir ihtimal daha vardı, o da uyumak mı dersindi. Evet en faydalı, en rahat ve en çok arzu edilen ihtimal uyumaktı. Saate şöyle bir baktı ve kafasında daha önce 100 lerce kere çakmış olan o parlak fikir bir kez daha en mantıklı seçenek olarak, mantığının reddedemeyeceği bir biçimde zafere doğru emin adımlarla ilerlemeye başladı. "Şimdi yatayım sabah erken kalkar çalışırım" yalanı, bir kez daha iradeyi ele geçirmiş, uykunun yanında saf tutmuş ve bir gencin ödevlerini, sınavlarını meçhule doğru sürüklemişti.

Yatağa yöneldiğinde hafiften uyku teşrif etmeye başladı bile. Yatağa yattığında Keremcem ve 9-15 yaş arası çocukların mutualist ilişkisini düşündü. Mutualist miydi, yoksa tek taraflı mıydı (onun adı neydi lan) ona tam karar veremiyordu. Çocuklar Keremcem hayranlığı ile Keremcem'e büyük paralar kazandırmıştı. Fakat Keremcem çocuklara ne kazandırmıştı? Asıl sorgulanması gereken nokta buydu? Sonra birdenbire, ne y.rrak kafalı adamım diye düşündü. Boş vakitlerinde böyle mal mal düşüncelere dalıp işine gücüne zerre kıymet vermeyen bir adam olduğu için sitem etti içten içe. Sıra kendini işine vermeye geldiğinde beyin reflex olarak kendini korumaya alıyor ve doğrudan uyku moduna geçiyordu. Yani kısacası, alışmadık götte don durmuyordu sevgili okurlar. Bir başka zamanda alışmadık götün don ihtiva edememesi durumunu inceleme kararı aldı. Ne de somut ve kolay anlaşılır bir örnekti. Halbuki çantada keklik, ya da hallaç pamuğı gibi lokal benzetmelerin ileride globalleşme ihtimali ne kadar zayıftı. Son düşündüğü buydu sanırım. Bana 6 saat yeter diyerek saati sabah 5'e kurdu ve zıbardı...

0 yorum: