Sene 98-2001 arasi bir seneydi ve ben yine pentium II 300 MHz bilgisayarımın başındaydım. Yıllar geçtikçe, geçmişte olan olayların oluş zamanı hakkındaki bilgimin giderek daha geniş bir zaman dilimine yayıldığını farkediyorum. Ne mi demek istiyorum? Mesela birazdan anlatacağım zaman dilimi ortaokul yıllarima denk geldiği için 98-01 tarihini rahatça verebiliyorum. Ama eğer ortaokul verisi kafamda olmasa, muhtemelen 95-2000 arası diyecektim. Lisede olduğunu hatirladığım olayları 2001-2004 arası diyebiliyorum. Çok nadir biçimde lise yılını hatırlıyorsam net yıl verebiliyorum. Ama yakın tarihte olan olayların ben üniversite 2'deyken mi 1'deyken mi olduğu hakkında inanin çok az fikrim oluyor. Bu sebeple genelde 2004-2009 arasi diyerek işin tarih kismini geçistiriyorum. Peki ya bundan sonrası sevgili okurlar. Kuşkusuz bundan sonra verilecek tarihlerin kesinliği bundan öncesi kadar net biçimde tanımlanamayacaktır.Pentium II 300 MHz bilgisayar o zamanın piyasasina göre çok hızlı olmasa da, abimin engin bilgisayar donanım bilgisi ışığında dizildiği için abimin deyimiyle parçalar çok uyumlu çalışıyor ve adeta bir pentium 500 MHz hızına, en azından zihinlerimizde, ulaşabiliyorduk. Ayrıca bilgisayarı klavyede space tuşundan açıp kapatabilmek de o zamanlar çok az insana nasip olabilecek bir lükstü. Bu yazıya baslama sebebim aslinda çok tırt. O zamanlarda dinlediğim bir albümü gördüm az önce harici diskimde ve o albümün adının içinde geçtiği fakat nerden geldiği ve nereye gideceği belli olmayan bir yazıdır bu. Albümümüzün adı Esirinim. Ünlü bestekar, söz yazari, gitarist ve Adanalı Yaşar'in ayni adlı olmayan eseri Esirinim. Adeta esiri olmuştuk o zamanlar o albümün diyerek zorlama gülümsemeli espirimi de yapıyorum değerli okuyucular. Neden ve nasıl elime geçtiğini bilemeyeceğim. Ama şunu biliyorum ki, bir albümü çok dinleyip sevdiğinizde 1. sarki bittiğinde kafanızda 2. şarki çalmaya başlar ya. O şarki çalmazsa sanki şarki yarim kalmis gibi hisssedersiniz ya. İşte ben ve Esirinim klasöründeki 11 adet mp3 uzantılı dosya böyle baglanmıştık birbirimize. Özellikle "Hasret Ayazlari" parçasıyla transa geçiyor, winamp'in albüm sonunda basa dönmemesi özelligi sonunda oluşan derin sessizlikle kendime gelebiliyordum.
Yaşar ile bu münasebetimden sonra, yollarımız pek kesişmedi. Kendisini bir süre lise yıllarımda Beyaz Show'da Beyaz'la muziplikler yaparken gördüm. 5 senedir pek haber alamıyorum. Zaten Esirinim albümünden sonra ben takip mesafesini biraz açtım ve buna mukabil Yaşar da, daha az hit çıkarmaya başladi. Bazen hiç işim olmamasına rağmen aklıma şu soru gelir. Yaşar gibi zamanında piyasayı sallamış bir insan neden bu kadar durgunlaşır. Belki de 2000 yılı civarlarında başlayan ve sahil gitarcılarını hedef alan kamuoyu baskısı yüzünden olabilir. Sahil gitarcıları diye nitelendirebilecegimiz grup, 2000'lerin başında geldikleri nokta itibariyle Akdeniz Akşamları'ni milli marş yapıp bağımsizlıklarını ilan edecekken, öyle bir kampanya başladı ki, insanlar gitar çalmayı biliyorum demeye utanır hale geldi. Sınıfta, kantinde, dersanede, mahallede, akliniza gelebilecek her türlü ortamda sürekli bir Akdeniz Akşamları gitarcısı temalı geyik muhabbetleri bu türün de kabuğuna çekilmesine sebep oldu. Dikkat ederseniz Yaşar'in gerileme devri de bu gelişmelerden sonraya rastlar.
Neyse o dönem bilgisayarımda olduğunu hatırladığım fakat albüm isimlerini hatırlamadığım Candan Erçetin ve Rafet El Roman albümlerinde emeği geçen tüm pop müzik emekçilerine ve tabi ki "Sevgili Sezen'e" buradan selamlarimi iletiyorum. Son olarak, Yasar sevdigimiz bir abimizdir.
Bir Yasar Top 5'i yaparak bu postu kapatalim
1- Hasret Ayazlari
2- Seni Ezbere Aldım
3- Divane
4- Kumralim
5- Birtanem

3 yorum:
yaman bu saatte yazmanın işaret ettiği azmine hayran oldum. Bu soğuk halloween gecesinde (soğuk dediğim de floridada ne kadar soğuk olursa işte, açık havuza bile girdik az önce) blogu ayakta tutma kararlılığın ile hepimize güven verdin.
coğrafyam beni yanıltmıyorsa florida'nın soğuğu meşhurdur. ama küresel ısınma olayından sonra son durum nedir tam bilemiyorum tabi.
bir yaşar hayranı olarak esirinim ve divane albümleri türk akdeniz müziği diye tabir edilebilecek müzik tarzının başyapıtlarıdır. esirinim albümü benim lise yıllarımın sonuna denk gelir ki walkmanimde az çevirmemişimdir en başa.
yaşar sonraki dönemde tarz değiştirdi yani değişimi sevdiğini söylerdi zaten ve soundunu değiştirmeye karar verdi. çok da kötü olmadı ancak her albümünde ben divane ve esirinimin samimiyetini ararım. son albümü de bu arayışıma dahildir
Yorum Gönder